Farklı olmanın cezası sabittir!

Oysa ne güzeldir hayattan bihaber öyle yaşayıp gitmek. Farkında değilsindir hiçbirşeyin... ne güzel!

Yatarsın, uyursun hiçbirşey düşünmeden... sananedir senden gerisi?

Yapabilseydim gözlerimi kapatmak isterdim gördüklerime, kulaklarımı tıkamak duyduklarıma... öyle yaşayıp giderdim bende duymadan, görmeden, bilmeden!

6 Şubat 2009 Cuma

Tel Aviv' de yaşayan bir Türk' ten gerçekleri anlatan bir mektup

Bugün, ATAK derneği' nden sevgili Özlem Demir' in paylaştığı İsrail- Filistin savaşını biraz daha objektif değerlendirmemize ışık olabilecek Tel Aviv' de yaşayan bir Türk' ten gelen e-maili paylaşmak istiyorum. Yorumsuz ve tek harf değiştirmeden kopyaladım.

Son zamanlarda İsraildeki savaşla ilgili pek çok posta alıyorum. Sağolsun aileler, dostlar bizleri merak ediyor... Bir de ayrıca Kuranda geçen ayetler örnek gösterilerek olaya Müslümanlık ve Yahudilik savaşı olarak bakılıp bir karşı cephe oluşturulması beklenen postalar alıyorum... Öncelikle Tel Aviv'de yaşayan herkes gibi savaşla ilgili bir güçlük içinde değiliz. Sadece intihar saldırıları beklentisi arttı ve bu konuda tedbirli olmaya çalışıyoruz...İkinci türden gelen postalara gelince; İsrailde 21 aydır yaşayan biri olarak sadece gözlemlerimi paylaşmak istiyorum... Ne üniversitede, ne özel yaşamımda siyasi ya da dini bir görüşün taraftarı olamadım. Bildiğim çok az şeyden en önemlisi ?kalbimin Allah sevgisi ile atıp o yolda kendim, ailem ve tüm akraba ve dostlarımla iyi işler başarmanın yollarını? aramak?Benim gördüğüm ise dünyada sadece Güç ve Para Cephesi kalmış. Birileri kendi ülkesini korumak adına silah üretiyor ancak bu silahları satıp "çok paralar" kazanmayı daha karlı buluyor? Yani, hem kendine tehlike gördüğü ülkeleri Bağımsızlık kışkırtmaları ile isyana kaldırıp, bölüyor ve gücünü azaltıyor, hem de ürettiği silahları satıp cebini dolduruyor...Eşinin işi nedeniyle (yaz sonu yaşanan Gürcistan savaşı öncesinde) bu ülkenin başkentinde yaşayan arkadaşım; başkentte alış veriş merkezi değil doğru düzgün süper market bile bulamadıklarını, var olan 2 markette de temel ihtiyaç olan nohut, pirinç gibi daha pekçok ürünün olmadığını olan ürünlerin de çoğunun son kullanma tarihleri geçenlerin üzerinde düzeltme yapılarak satıldığını, et bulmanın mucize olduğunu anlattı. Maalesef bağımsızlıklarından sonra ülkeye bir çivi bile çakılamamış. Yani malum ülkeler amaçlarına ulaşmışlar...Burada herkes İsrail vatandaşı. Ayırım ise Arap asıllı ya da Musevi olmak. Bu yüzden gördüklerimi, duyduklarımı paylaşırken bu şekilde anlatmaya çalışacağım...Bu ülkede gerçekten bir din savaşı olsaydı, şu an herkes birbirini yerdi. Aslında atı ve Amerikayı arkasına alan İsrail, Üsküdar?ı çoktan geçmiş? Büyük Arap dünyasının yapamadığını 60 yılda yapmış. Çölde yaşanır bir ülke oluşturmuş. Şimdi de istediği gibi at koşturuyor... Ülkede pek çok Arap Kasabası var. Bu kasabalardan bir tanesinin kasabına biz de gidiyoruz. Etimizi oradan alıyoruz. Hafta sonları sadece bizim gibi Müslümanlar değil pek çok Musevi de bu kasaptan ve oradaki sebze meyve pazarından alışveriş yapıyorlar. Öyle bir alışveriş ki araba park etmeye yer bulunmuyor? Gerçekten tüm ürünleri hem çok taze hem çok ucuz? Eğer bu bir din savaşı ise ne Araplar etlerini, ürünlerini Musevilere satar ne de Museviler bu kasabalara alışveriş yapmaya gelirdi?Arap aileler ile Musevi aileler Tel Aviv?in göbeğinde binlerce metre kare alana kurulu mangal parklarında hep birlikte piknik yapıyorlar. Çocukları aynı parkta oynuyorlar. Birbirlerinden ateş ya da sıcak su istiyorlar?Arap bayanları süpermarketlerde, eczanelerde çalışırken görüyorum. Üyesi olduğum klubde, çoğu Musevi olan bayanlarla birlikte bir tarlada domates toplamaya gittik ve tarlada çalışan Arap bayanlarla beraber çalıştık. Bu aktivite şehrin her yerinden gelen Musevilerle de sürekli yapılıyor.Arap kasabalarında pek çok cami var ve ezanımız okunuyor. Camilerin kapısı açık. İçleri inanılmaz güzel ve bakımlı.Sadece Osmanlı'dan kalan Tel Aviv'in merkezindeki camiler dimdik ayakta, onarılıyor ancak ezan okutulmuyor...Arap çocukları da Amerikan Okulunda okuyor. Amerikan Okulu çalışanlarının %80i Musevi ve Yönetim Kurulu Üyeleri, okul çalışanlarının oyuyla seçiyor. Okulun şu anki yönetim kurulunda Arap bir bey de var...Üyesi olduğum Bayanlar Klübünde Arap bayanlar da var. Ramazan bayramında tüm dinden olan bayanlara Ramazan anlatılırken, aynı tarihlere denk gelen Musevilerin bayramını da dinledik...Kendi adıma; dini, ırkı ne olursa olsun hiçbir canlının haksız yere öldürülmesinden yana değilim... Burada verilen mücadele bağımsızlık mücadelesi değil bence... Eğer öyle olsaydı dünyanın her yerinden gelen yardımlar örgütlere değil halka ulaşır, gerçekten bir savaş olsa mertçe çıkar bir savaş cephesi oluşturulur camilerin, hastanelerin, okulların içine girip kadın ve çocukların arkasına saklanılmazdı. Arap halkı kesinlikle barış istiyor ancak bir benzeri bizde olan terör örgütü gibi dışarıdan hazır beslenmeye alışmış, dini alet eden bölücü kesim buna izin vermiyor. Maalesef kalbi, yüzü masum insanlar, kadınlar, çocuklar arada feci bir şekilde can veriyorlar? Burada her kesimden duyduğum sözlere göre İsrail istediğini alacak. Buna acı bir şekilde kararlı!Her şey çıkar amaçlı olmuş. Burada dönen dolapları bizim gibi vatandaşların anlaması çok zor bence..Bir yandan herkes ölen, yaralanan masum çocukların yüzlerini gözümüze sokup İsraili lanetliyor diğer yandan "öğrensin artık tüm dünya " bölücülere maşa olmamayı diyorlar? Burada hangi İsrailli ile konuşsam ülkemizin Güney taraflarını ya da İstanbulu gezip görmüş ya da görmeyi çok istiyorlar. Ülkemize bayılıyorlar. Bizi çok şanslı buluyorlar. Ancak otel lobilerinde İsrailin gezilecek yerlerini anlatan dergilerdeki Türk lokantalarındaki yemeklerin detayı anlatılırken, Türkiyenin doğusunda Kürdistana ait bilmem ne yemeği diye anlatıyorlar!!!Bir arkadaşımın yurt dışı seyahatinde aldığı atlasta Türkiyemin doğusu Kürdistan olarak gösteriliyor.Arkadaşlar ne Kürt ayrımcılığı ne de bağımsızlığı söz konusu değil. Tek dertleri oranın geri kalmışlığını (ki bu bizim en büyük ayıplarımızdan bence)kullanıp gücümüzü bölmek. Teyzemin iki kızı da kürtle evlendi. Tartışılması ya da konusu bile olmadı. İstanbul Üniversitesinde Kürt arkadaşlarım vardı. Ne mutlu ki aynı puanlarla, aynı şartlarda girmiştik üniversiteye. Maalesef çalışma hayatımda şahit olduğum bir anı ise; bölücü ülkelerden birinden güya ülkemizde staj yapmak için gelen yabancı kızın, elini kolunu sallayarak Ülkemin Doğusunda aşiret reislerinin arasına kadar girip ülkesine kaçırdığı oğlundan mektuplar getirmesi, bizleri siz hiç oralara gidip insanların hallerini gördünüz mü? diye azarlayıp hesap sorması, ülkesinde ülkem ile ilgili planlar yapmasıydı...Yabancı ailelerle sohbetlerimizde maalesef PKKyı terörist örgüt olarak değil, bizi vatanımın doğusunu despotça yöneten ve bastıran bir ülke olarak tanımlıyorlar. Bu konuda çoğu zaman inanılmaz mücadele veriyorum. Sağ olsun İngilizcemin yetmediği yerde eşim gözlerine sokuyor gerçekleri...Biz kahrolsun İsrail, Filistin'e bağımsızlık, Yahudilik, Müslümanlık derken; savaşarak bizi bölemeyeceğini anlayanlar içimizden kazıyorlar.Dini ne olursa olsun dininin anlamını hakkıyla yaşayan hiç kimse bozgunculuk yapmaz. Benim dileğim tüm masum insanlara sahip çıkalım, haklarımızı arayalım ancak bunu bir din savaşı haline getirmeyelim. Bozgunculara kanmayalım. Bizi bölmek isteyenlere fırsat vermeyelim...Dilerim bencil çıkarları için din adına insanları haksız yere katledenler kendi dertlerine düşerler... Bir parça buraları bir parça da buralardan ülkem hakkındaki gördüklerimi, duyduklarımı, içimdekileri paylaşmaya çalıştım. Yukarıda yazdıklarımda, anlatmak istediklerimi tam olarak anlatamamış olabilirim ancak bu ülkeye vardığım ilk haftada kafamda oluşan şey Allahım bizim basiretimizi bağlamasın, toprağımızın bir karışını bile kimselere kaptırmayalım ve Allah'ın Atatürk eliyle bize layık gördüğü bağımsız ülkemizde hep özgürce yaşayalım? oldu. Çok teşekkürler vakit ayırdığınız için...Sevgiler ve selamlar, sağlıkla, huzurla, iç huzuru ve barışla kalmamız deliklerimle...
Yeşim
Tel Aviv

0 yorum: